Hesabınız yok mu? Hemen Kayıt Olun
Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Zaten üye misiniz?

Yayın sepetinize eklendi
Bu yayın zaten sepetinizde
Bu yayını zaten satın almışsınız
Lütfen üye girişi yapınız.

İngiltere’de aldığı tiyatro eğitiminin ardından  (Bristol Üniversitesi Drama Bölümü, 1997) yazdığı ve yönettiği ilk oyunu “The Day of the 43 Sunsets” ile, Edinburgh International Fringe Festival (1997) Guardian International Student Drama Award’a aday gösterildi. 1999’da İstanbul’a gelerek Kumpanya Tiyatro Topluluğu’na katıldı. “Ayşegül Kanada’da” (2001) ile konsepti/sahnelemesi Naz Erayda’ya ait olan ve 13. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelenen “Yine Ne Oldu?” (2002) adlı oyunları yazdı. Bülent Erkmen’le birlikte yazdığı “İki Kişilik Bir Oyun”, DOT ve İKSV ortak yapımı olarak, 2012-2013 tiyatro sezonunda SALON İKSV’de sahnelendi.

 

10 TL
2 Kişilik
Oyun

Yine Ne Oldu?

Bu kısa "oyun", hakkında bilgi sahibi olunmayan iki kişinin (iki kadın ya da iki erkek bazen de bir kadın bir erkek) otomobille geldikleri bir açık alanda, aniden başlayan ve aniden biten, nedeni bilinmeyen, konusu anlaşılmayan, hikâyesi olmayan bir tartışmanın izlenme "hali" üzerine.

 

Olmuyor. Yeter artık. Sıkıldım. Başka şeylerle ilgilenmek istiyorum.

Ne demek bu şimdi? Beni mi suçluyorsun?

Kimse seni suçlamıyor. Sıkıldım diyorum. Yeter. Ben değiştim.

Gerçekten değişen insan “ben değiştim, ben değiştim” diye yırtınmaz. Neren değişmiş? Yine aynısın. Hep aynısın. 

10 TL
3 Kişilik
Oyun

Hep Böyle Kal

Bu oyun 2002 senesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin bir birimi olan Tiyatro Araştrma Laboratuarı’nın bünyesinde, bu birim kapatılmadan önce yürütülen son projenin çalışma sürecinde Aslı Mertan tarafından yazılmıştır. 

Uyuyorum. Derindeyim. Bezgin bir duvarın taa köşesindeyim. Koşuyorum. Dilinin ucundayım. Ben ölsem bile bu topraklar... sen ölsen bile bu topraklarda, yamyassı bir şehrin tepesindeyim. Bir baş, bir yürek, iki yuvarlak ve bir çizgiyim. Dört dakika dokuz saniye, yetmiş iki sene, onbir kilometre, binbir gece, kırküç gün batımı, yüz öpücük, tek göz, kırk ambar, yedi can, dokuz doğuran, bin dereden su getiren, on parmağında on marifet, yirmisekiz takla,  beş sağa, üç sola, iki sokak ötedeyim. Gündüz keçisi, gece bekçisi, gönül inadı, bırak da gideyim.

 

10 TL
1 Kişilik
Oyun

Ayşegül Kanada'da

"Ayşegül Kanada'da" doğum ve ölüm, gece ve gündüz gibi kutupların arasında yaşanan bir yolculuğu anlatmaya çalışır. "Ora"dan "bura"ya, "bura"dan "şimdi"ye, gözkapaklarının ardında çıkılan bir yolculuktur bu. Nefes almak ve vermek gibi bir ritmi vardır. Sürekli bir hareket ve bu hareketi ansızın bölen duraklama anları vardır. Bu tıpkı psikolojide "apnea" adı verilen uyku sırasındaki düzenli nefes alıp verme işlevinin bir kaç saniyelik sürelerle durması hali gibidir. Böyle bir durum, kişi uyanmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilir. Bir yolculuk sırasında varılan yol ayrımlarında yaşanan karar anları da böyledir. Çok uzun sürerlerse yolculuk devinimini kaybeder. Ama yeni bir başlangıcın gerçekleşmesi için bir sonuçlanma ve geriye bakış olmalıdır.Kanada'ya uçakla gidilir. Kanada'nın yollarını özlüyorum şimdi. Tepe tepe özlüyorum. Gideceğim yere varmayı özlüyorum. Nokta nokta ö(z)lüyorum. Öylesine özlüyorum ki midem buruluyor. Olsa olsa aşk bu dersin. Ama sevgilisini böyle özlemez insan. Belki de özler. Benim hiç sevgilim olmadı, takıntılarım oldu. Hastalık gibiydiler, geçip gittiler. Arkalarına bakmadan, arkalarına baka baka gittiler.

 

Bazı geceler oluyor, yattığım döşek önce hoplatıyor beni kucağında, ata biner gibi olur ya, dıgıdık dıgıdık, sonra fırlatıveriyor havalara. Yorgan, yastık, gecelik, çarşaf, hep birlikte uçuyoruz, gidiyoruz, varıyoruz bir acayip rüyalar ülkesine.

Bu ülkede sokaklar, caddeler, yollar, yolcular hem isimsiz, hem isteksiz. Öylece, çekingence, "sen gel, ben gelmem"ce, nazlıca, nuzluca seyrediyorlar batan güneşi, doğan ayı, batan ayı, doğan güneşi.

Ben duruyorum bu koca ülkenin tam orta yerinde, yastığım, yorganımla sarmaş dolaş, naralar atıyorum, oraya, buraya koşturuyorum, yeri, göğü sarsıyorum, çoluğu çocuğu uyandırıyorum. İlgili, meraklı, eğlenceli, şüpheciyim. Şaşkınım, şaşkın! Deliyim, deli!