Hesabınız yok mu? Hemen Kayıt Olun
Zaten üye misiniz? Giriş Yap

Zaten üye misiniz?

Yayın sepetinize eklendi
Bu yayın zaten sepetinizde
Bu yayını zaten satın almışsınız
Lütfen üye girişi yapınız.

Michal Walczak 1980 yılında doğdu ve Varşova’da Theatre Academy’de tiyatro yönetmenliği eğitimi aldı. Walczak en üretken ve popular genç kuşak Leh oyun yazarları arasındadır. İlk çıkışını 2001 yılında yazdığı bir kadın ve erkeğin duygularını dile getirememesini ve sevgi ihtiyaçlarını anlattığı “Kum Havuzu” oyunuyla yaptı. “Kum Havuzu” Polonya’da ve Amerika’da 11 tiyatroda sahnelendi ve Almanca, İngilizce, Macarca, Çekçe ve İtalyanca’ya çevrildi. Walczak’ın oyunları arasında 5 tiyatroda sahnelenen ve Almanca, Danca ve Litvanyaca’ya çevrilen “Odanın İçine Yolculuk”; Almanca’ya çevrilen ve 2007 yılında onuncu Heidelberg Tiyatro Günlerinde jüri ödülünü alan “Gece Otobüsü”; Almanca ve Rusça’ya çevrilen “Nehir”, “Benimki”; Almanca ve Fransızca’ya çevrilen ve 2006 yılında Heidelberger Stückemarkt’ta Genç Yazarlar Forum’unda büyük ödülü alan “İlk Kez” oyunu vardır. Walczak ayrıca çocuklar için de “Son Babacık” ve “Üzgün Prens” adlı iki oyun yazdı. 2008 yılında “Kum Havuzu” ve “ilk Kez” ‘Yeni Leh Oyunları Festivali’ kapsamında New York’ta gösterildi.

Michal Walczak oyunlarını söyle tanımlar: “Oyunlarım temel olarak Çağdaş kadın ve erkek arasındaki karşılıklı yanlış anlamaların mizahı ve acımasızlığıyla cinsiyetler arasındaki acımasız, trajik-komik mücadeleye dayanır.”

13 TL
2 Kişilik
Oyun

Kum Havuzu

Kız ve Oğlan’ın bir kum havuzundaki oyun dünyaları yaşadığımız dünyanın sınırlarında dolaşır. Oğlan, kurduğu hayal dünyasında oyunlar oynarken oyuna Kız’ın katılmasıyla hiçbir şeyin oyundan ibaret olmadığını görürüz. Başlangıçta iletişim kuramayan iki genç insanın gündelik olandan beslendikleri diyalogları metaforik bir anlam yüklenir. Televizyondaki Batman serisinin dilini kullanmadan kendisini ifade edemeyen Oğlan’la elinde sürekli oyuncak bebekle dolaşan Kız birlikte iletişim kurmayı öğrenirler ve içinde oynadıkları kum havuzu da yitirdikleri çocukluklarının ve masumiyetlerinin sembolü haline gelir.

Sonra birden dünyanın bir köşesinde bir yerlerde çok eski bir dostu olan buyucu geliyor aklına. Bu buyucunun elinde bütün ilaçlar varmış meğersem. Böyle tüm hastalıkları, yaraları falan filan iyi eden her şey bu adamdaymış. Son anda böyle bir şey akıl ediyor işte Batman. Bu süper buyucu gibi olan kişi şu yerdeki parçaları yani şu parcapincik kızı da bir araya getirebilir. Onu tekrar yaşatabilir. Birden yüzü gülüyor Batman’ın. Kız hayata dönecek, kendisi de iyileşip yine o adamın peşine düşecek... Ne kadar da güzel olacak her şey...